Şirince Hakkında

Şirince, İzmir'in Selçuk ilçesine bağlı ve Selçuk'a 8 km. mesafede tarihi mimarisi korunması başarılmış turistik bir köydür.

Özgün adı olan Kırkınca'nın efsanevi bir çağda dağlara vuran kırk kişiye atfen verildiği rivayet edilir. Rum telaffuzunda Kirkice, Kirkince ve nihayet Çirkince gibi biçimler alan bu ad, Cumhuriyet'in ilk yıllarında dönemin İzmir valisi Kazım Dirik'in talimatıyla Şirince şeklinde resmileştirilmiştir.

Şirince köyünün eski kaynaklarda ' Dağ' daki Efes' veya 'Eski Efes' adı ile anılması, bu köyün köklü bir geçmişe sahip olduğunu göstermektedir. Küçük Menderes deltasında üreyen sivrisineklerden kaçan Efesliler, yaz aylarında Şirince'de yaşarlarmış.

Bir görüşe göre tarihi M.S. V. yy la kadar inen Şirince köyü, Küçük Menderes nehrinin getirdiği alüvyon ve taşkınlar nedeniyle yaşanmaz hale gelen bölge sakinlerinin dağa kaçıp, Şirince köyünü kurdukları söyleniyor.

Bir başka kaynakta ise köyün kuruluşu Beylikler dönemine rastlar. Derebeyin yanında çalışan köylülerden bir grup, azad edilmelerini ve kendilerine bugünkü Şirince (eski adıyla Kırkınca) köyü ve çevresinin verilmesini isterler. Bunun üzerine bey sorar: 'Yerleşeceğiniz yer güzel mi?' Yanıt, 'Çirkince'dir'. Bey de 'öyleyse köyünüzün adı Çirkince olsun der ve azad edilen köylüler tarafından bugünkü Şirince kurulur.

Şirince (Kırkınca) XIX. Yüzyılda, Osmanlı yönetimi altında, Rum nüfustan oluşmuş, 1800 haneli bir köymüş. 1910 yıllarına kadar oldukça sakin bir yaşam sürdüren Şirince'liler, Yunanistan'dan sürülmüş göçmenlerin kışkırtmaları ile hareketlenmeye başlar. Balkan Savaşı sırasında Osmanlılara karşı zaman zaman direnişlerde bulunurlar.

1914 yılında I. Dünya Savaşı tüm şiddetiyle Anadolu da kendini gösterir. Osmanlı Hükümeti, Şirince gençlerini 'Amele Taburu' na alır. Ancak, Amele taburundan kaçanlar, ya dağlarda çetecilik yapar, veya Yunanistan'a sığınıp, direnişte bulunur.1918 yılında yapılan Sevr antlaşmasıyla, Kırkınca'lılardan sağ kalanlar, köylerine dönerler.

1919 da Yunanistan işgal amacıyla İzmir'e çıkartma yapar, Kırkınca'ya geldiklerinde, halk tarafından büyük bir coşkuyla karşılanırlar.

Kırkınca, o dönem Osmanlı uyruğunda olmasına rağmen, köy halkı kendini Yunanlı kabul eder ve gönüllü olarak Yunan ordusuna katılmak için İzmir'e giderler.

Ancak, Kurtuluş Savaşı'yla 1922 de İzmir kurtarılırken, bu yörede yaşayan tüm Rumlar, birkaç yaşlıdan başka, Yunanistan'a göç etmek zorunda kalırlar.

Böylece Kırkıca, birkaç yaşlısının dışında, terk edilmiş bir köy konumuna girer.

1924 yılındaki göçmen mübadelesi ile Yunanistan'da (Selanik, Provusta, Kavala, v.b. gibi) yaşayan Türkler bu köye yerleştirilir.

Şirince'ye yerleşen yeni köy sakinleri, bu yerleşim yerini beğenmediklerinden, kendilerine verilen evleri yıkıp, inşaat malzemelerini alarak, Selçuk, Kuşadası ve İzmir'e göç etmişler ya da terk edilen evler kendi kaderlerine bırakılmış ve zamanla yerle bir olmuşlardır. Böylece 1800 haneden, şu an sadece 180 hane ayakta durmaktadır.

Şirince köyü, gerek konumu itibariyle (Kuşadasi'na 28 km, Efes'e 11 Km ve Selçuk'a 8 km mesafede) ve gerekse mimari özelliğinden, yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri durumuna gelmiştir.

Köy meydanından, büyük Kiliseye gidene kadar, turistik eşya satan dükkanları ve el işleri satılan sergileri ziyaret etmek mümkündür.

Şirince'nin, şarabı, pekmezi, zeytini, zeytinyağı, tarhanası, eriştesi, ekmeği, dalından yeni kopmuş sebze-meyveleri ve sağlıklı otları her zaman doğal lezzetindedir.


En Başa Dön

  • Takip Edin:
  • Facebook
  • Twitter
  • Tripadvisor